Maden
Sabahtan beri gelen tek tük müşteri ile uğraşmaktan mı yoksa müşterinin tek tük olmasından mı sıkılmıştı anlaşılmıyordu. Düşük gelirli ailelerin alışveriş yapabileceği, yolluk, halı ve bunun gibi şeyler satan dükkanının önüne bir götün ancak bir lobunun sığabileceği genişlikteki taburesini attı ve mesai saatini doldurmayı bekliyordu.
Önceki belediye başkanını “size hizmet getiriyorum” nidaları ile yaptırdığı ve yeni belediye başkanını gelişi ile dahi hala kullanılmayan tramvay yolunun böldüğü caddede işler zaten kesattı ama o iddia’da yatan kuponunu ve bir sonraki kuponda Brezilya ikinci ligindeki Sao Caetano – Vila Nova maçında kimin kime çakacağını merak ediyordu. Ardından yan komşusu Berber Lütfü’nün önündeki ergene yaptığı emo modeline gözü takıldı. Kırk yıllık komşusu Lütfü bu emo modellerini, dik dik saçları, çimento ile güçlendirilmiş tavuk kıçı modellerini yapmayı hangi ara öğrenmişti ardından bunu merak etti. Ardından Lütfü’nün dükkana bakarken kaldırımda önünden geçen basenleri bakılmaya değer bir bayan görünce aklında ne Lütfü ne de emo modelleri kalmamıştı. Ardından başka bir bayan, sonra güzel bir araba sonra gene iddia’da Brezilya ikinci ligi derken kafası iyice patates olmuş ve algı üstü bir seviyeye geçmişti. Bu seviyede ondan başka kimse yoktu. Sokak ortasındaydı ama tek başına ve düşünce ağırlığından uzat bomboş bir bilinçti. Bu bilincin, bu “yanlızlığın” cesareti ile bedeni kontrolü ele geçirdi. Sol elinin salınmış halde olduğu pozisyondan kafa bölgesine doğru yükselmeye bu yükselme sırasında da işaret parmağı dışındaki parmakları bir yumruk oluşturmaya başladı. Tek başına havada kalan işaret parmağı önce sol şakağını kaşıdı. Bu kaşıma sırasında orta parmak, yüzük parmağı ve serçe parmak bir an için yumruğu bozarak “hart hart” modelinde kafasını kaşımaya başladı. Kendi isteği dışında devam eden “kaşınma” işlemi bitmiş ve sıra daha ulvi bir harekete gelmişti. Parmaklar gene işaret parmağı hariç yumruk şeklini aldılar ve şakak bölgesinden 5-7 cm kadar aşağı indiler ve esas hedeflerine yöneldiler: Burun.
O büyük, o çekici ve içinde ne olduğunu aslında bildikleri ama her seferinde yeni bir heyecanla girdikleri burun. İşaret parmağının ağzı dili olsa heyecandan çıkardığı orgazma benzer sesler duyulabilirdi.
İşaret parmağı sol burun deliğe hiçte nazik olmayan bir şekilde aniden girdi ve yıllardır sevişmemiş bir adamın kadın gördüğünde ortaya çıkan hayvani duygularına benzer şekilde davranmaya başladı. Hoyratça karıştırıyordu, yıllardır karıştırmaktan genişlemiş burun deliğini. Arada parmak ucuna parçalar -tatak- geldiğini fark eden beyin hareketi beklemeye alıyor, baş parmağında yardımı ile parçayı sıkıştıra sıkıştıra izliyordu. Bu surada algı seviyesinin üst katmanında olan ruh tüm bunları yapan vücudu ile hiçmi hiç ilgilenmiyor, bundan dolayı onu engellemeye de çalışmıyordu. “Dükkanının önünde burnunu karıştıran bir adam” gibi görünen aslında “boşluktaki ferahlamış bir ruh”tu aslında. Parçayı 1 ila 3 saniye arası izledikten sonra iyice sıkıştırıyor işaret parmağının tırnağı baş parmağının altına gelecek şekilde sıkıştırıp, germe çekme kuvvetlerinin yardımı ile kaldırıma fırlatıyordu. Ardından işaret parmağı yarım kalan zevkine geri dönüyordu. Bu sefer “poziyonlar” denemeye başlıyordu parmak. İşaret parmağı bir kanca şeklini alıyor ve yumruk şeklindeki elinin ayası havay bakacak şekilde çevirdikten sonra kancayı burnuna takıyordu. Bu şekilde sadece “tırnak” bölümünü karıştırma için kullanabiliyordu ama bu onun için zevkin eksilmesi anlamına gelmiyordu.
Bu keyif bir müddet sürdü. Taa ki, komşusu Lütfü dükkanından çıkıpta “Napyon lan, maden mi arıyon içerde mal?” diye içten bir soru soruncaya kadar. Soru ile gerçek hayata, kaldırımda, dükkanının önündeki yarım lobluk taburesine dönüyordu.
Bu soru kendisine çocukluğunu ve rahmetli babasını hatırlatıyordu. Babası da kendisini bu “ruh halindeyken” yakaladığında “Maden mi arıyon içerde piç! Çıkar şu parmağını burnundan.” şeklinde sevecence yaklaşıyor birde üstüne bir tokat aşkediyordu. Bir an hüzünlendi ama ardından Lütfü’nün “aga Sao Caetano – Vila Nova maçı ne olur ki lan?” demesi ile hüzün müzün kalmadı. Yakası 3ncü düğmesine kadar açık gömleğinin cebinden iddia kuponunu çıkardı ve “valla ben Sao Caetano’ya verdim, adamlar hem kendi sahalarında hem 3 haftadır yenilmediler dayımın oğlu” dedi.

Baş parmağıyla becerebilenleride görmüştüm ben ..Özel bi kursu olsa gerek …Mesela cyrano bütün ellerini sokabiliyomuydu acaba …Hani sırt kaşıma tahtaları vardır yaa onun gibi bişi icat edip piyasaya sürmek lazımm.. Ama o kadar zevk vermezdi herhalde …
Bence bu yazının en büyük özelliği ; altantoisin büyük bir zevk alarak anlattığı bu kişinin aldığı zevkten herkesin haberi olması
okurken bile kendimden geçtim Teşekkürler toiss
siteyi inceledim öncelikle hayırlı olsun diiim
mükemmel ötesi bişi olmuş. gece saat 4 oluyor bayılmalık bi pozisyondaydım ki madeni okuyana kadar. teşekkürler altan abi süper…
sewgili hacı toisim! iştah kabartan 10 numara bir gurme yazısı olmuş gözlerinden öperim, devamını dilerim
pek sevgili altantois.
öncelikle paylaşım için teşekkürler, +rep diyorum.
yeni tür yazı açılımı yapmışsın, büyük memnuniyetle karşıladık ailecek. bu arada “Maden mi arıyon içerde piç! Çıkar şu parmağını burnundan.” efsane bir replikmiş. hemen literatürde yerini aldı
[...] Biraz reklam yapalım; Altantois’in Maden ve Scarlet Hanım’ın Aşkın Rengi yazılarını okudunuz [...]